Kozan Köprüsünü Kim Keşfetti? Neredeyse iki aydır yazı yazamamışım bu köşede. 2010 Avrupa Kültür Başkenti gününün yaklaşması ile birlikte İstanbul’daki giderek yoğunlaşan işlerimiz ve yurt dışı temaslarımız yüzünden Kozan’ın meselelerine eğilememişiz. Gelen gazetelerden ve internet gazeteciliğinden Kozan’ın gündemini takip etmeye çalışıyorum.
Abdurrahman Kütük ve Cezmi Yurtsever gibi bölge tarihi açısından iki önemli araştırmacımızın Kozan Köprüsünün kitabesinin keşfi meselesi üzerinde tatlı bir rekabete girişmelerinden doğrusu müthiş bir keyif aldım. Sebebi; Kütük ve Yurtsever meselesi değil. Köşe yazarlarımızın Kozan’ın kültürel mirası üzerine araştırma yazıları kaleme almaları ve bunun Kozan’da gündem oluşturur hale gelmesidir. Bana keyif veren meselenin bu boyutudur. Çünkü bu durum kamuoyu nezdinde bir bilinç oluşturacak ve bundan kazançlı çıkacak olan da şehrin ve eserlerin bizatihi kendisi olacaktır. Bu da yöneticileri harekete geçiren bir faktör olacaktır. Ben her iki araştırmacımıza da teşekkürler ediyorum, duyarlılık yarattıkları için. Cezmi beye de sağduyulu bir açıklama yapığı için.
Köprünün Önemi ve Konumu
Eskiden köprüler şehirler için daha önemli idi. Eskiden Kozan’ı düşünün. Şehrin bir yönünden sadece köprüden giriş imkanı vardı. Şimdiki gibi birçok yerden giriş mümkün değildi. Tarihi şehirlerde köprü önemli yapılardan biridir. Bugün Kozan’a köprüden girenler üzerinden geçtikleri yapının Roma döneminden kalma olduğunu ne kadar bilebiliyorlar. Köprüye alttan veya yandan bakmayınca bunu fark etmek imkansız. Hiç şüpheniz olmasın ki bunu bu hale de biz getirmişiz. Üzerine asvalt dökmüşüz, etrafına yaya yolu eklemişiz. Yani o güzelim yapıyı tarihi görünümünden çıkarmış, sıradan bir köprü haline getirmişiz.
Ne yapılmalı?
Yapılması gereken teorik olarak ortada. Tarihi köprüye sonradan eklediğimiz bütün eklentileri ortadan kaldıracağız. Köprü eski tarihi görünümünü kazanacak. Toprağa gömülen taraflarını da gün yüzüne çıkardığımızda yapının haşmeti görünür hale gelecek, köprü uzamış olacak. Yani köprü her taraftan fark edilir hale gelmiş olacak. Bütün bu işlemlerden sonra da köprüyü ağır vasıtalara kapatacağız ki koruyabilelim.
Belki ileride araç geçişleri için başka bir köprü inşa edip bu tarihi köprüyü tamamen yayalaştırmamız gerekir. Bu işlemle birlikte çok muhtemeldir ki Atatürk Parkını köprüyü tamamen içine alacak şekilde uzatmamız gerekecek. Bundan sonra da nasıl artık kaleyi insanlar gezmeye geliyor burası da gezinti alanı olacak.
Karayolları eski genel müdür yardımcımız yeni Yüreğir belediye başkanımız Mahmut Çelikcan’la işin usulünü konuştum. Söylediği şey; Adana’nın tarihi köprüsünde izlenen yolun aynısı. Kendisi de Kozan Köprüsünün 2010 için Karayolları programına alınması için çalışacak. Doğrusu ben de bu işi yakından takip edeceğim. Hep beraber bunu başaralım.