İnsanların, idarelerini sahiplenme, yani iktidarları ele geçirme adına sürekli bir arayış, mücadele, kendi kardeşini babasını, oğlunu veya da diğer iktidar sahiplerini öteleme ve alaşağı etme ve acımasız didişmelerine sahne olmuştur tarihimiz.
Yönetmekten maksat; yönetimin altında bulunan kişilerin ihtiyaçlarını karşılayıp, onları huzurlu mutlu yaşatmak mıdır? Yoksa iktidar gücü ile kaynakları kendi lehine kullanmak mıdır? İşte; savaşların, darbelerin, ayaklanmaların, idamların, sıkıyönetimlerin, Çin Seddi’nin, Berlin Duvarı’nın, iki bin küsür metre yükseklilerdeki Nemrut Tümülüs’ü ve heykellerinin, Mısır Piramitleri’nin yaptırılmasının, bunun gibi daha birçok eserin, günümüze tanıklık etmesine baktığınızda, kişileri ve devletleri ele geçirme, elde tutma ve kaynakları kendi lehine kullanma isteğindeki kişilerin doyumsuzluğu ve hırsı görülür.
Bu hırs ve doyumsuzluk; bazen kutsal din kuralları gündeme getirilerek halk kullanılmış, bazen güvenlik ve korku, bazen açlık ve vatanı kaybetme korkusu, kimi zaman yöneticilerin keyfi tutumları ile hep bir kaos oluşturularak, iktidarları ele geçirme arayışı toplumları zorlamış, sıkıntılara düşürmüş.
Yazımın başında da belirttiğim gibi bu durum bütün insan topluluklarında ve milletlerde olduğu gibi bizde de tarih boyunca hiç dinmemiş.
Birden çok insanın birlikte yaşamak durumunda kalması halinde, bir yetki sahipliliği veya yetki paylaşımı bulunması kaçınılmazdır kuşkusuz… Buna kimse bir şey diyemez. Ancak gelin görün ki bu durumun, haksız yetki kullanımı ya da verilen yetkide acze düşme hali, devamında hemen var olan iktidar mücadelesini zor kullanmaya ve ayak oyunlarıyla iktidara geçme, ya da iktidarda kalma gayretlerine dönüşmektedir. İşte bu aşamada enerjik dansımız devreye girmekte ve büyük enerjiler harcanmaktadır.
Oba kavgaları, aşiret arbedeleri, saray entrikaları, siyaset oyunları, askeri stratejiler, darbeler, muhtıralar, balans ayarları, Ergenekonlar, Susurluklar, Ay ışıkları, Balyozlar ve, ve, ve… Enerjik dans, dans, dans… Tüketilen; enerji, enerji,enerji… Harcanana; zaman, zaman, zaman…
Oysa enerjimizi harcayacağımız, zamanımızı iyi kullanacağımız ok kadar çok alan var ki milletimizin iyiliği, ülkemizin kalkınması, ordumuzun muzafferiyeti, huzurumuz, güvenliğimiz, demokratikleşmemiz, eğitimimiz, bilim ve teknolojik yükselişimiz hep enerjik dans edeceğimiz, güzel zamanlar ayıracağımız alanlarımız değil mi?
Her kurum, kendine düşeni yaparak da pekala dans edebilir! Askeriyedekiler, daha iyi asker olursa, Heronları İsrail’den almayız… Hükümet; iyi bir icraat sergilerse, işçiler sokaklarda, kışta kıyamette sokaklarda donmaz…
Muhalefet; gelecek seçimlerde meydanlarda halka neler söyleyeceğini, iktidarda ne gibi güzel işler yapacağını planlar ve netleştirirse, kısır çekişmeye girmez ve tatsız muhalefet yapmış olmaz…
Mahkemeler de görevli savcılar ve hakimler; bağımsızlık isteği kadar, tarafsızlığı da ilke edinirlerse, vatandaş adalete daha da güven duyar…
Medya mensupları ve yazar -çizer takımı; doğru yazar, güzel çizer, dürüst gösterirse, toplumun kafası karışmaz, anarşi olmaz…
Bu enerjik danslar; milleti sıkıyor artık… Yoruldular… Yorulduk…
Lütfen herkes, enerjik olarak kendi dansını yapsın…
Bitmez tükenmez enerjimizi ve zamanımızı, boşa harcamayalım!