Kozan Diyarı

                                           Anasayfa|Kozan Tanıtım| Konuk Defteri | Foto Galeri | Videolar|Haber Ara
        

HABER ARA


Gelişmiş Arama

Dini ve toplumsal açıdan 'YALAN'

Okunma  Yazar : Adnan DENİZ
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
Okunma  Okunma : 154
Tarih  Tarih : 30/Haziran/2010, 13:52
Yazar Email  Yazar Email : zorbey01_01@hotmail.com

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İnsanları birbirine düşüren ve toplum hayatını karıştıran en kötü huylardan biriside yalandır. Yalan, gerçek olanın veya doğru bildiğinin aksini söylemektir. İslam dini yalanı şiddetle yasaklamış ve haram kılmıştır.

Yalanla münafıklık öz kardeş gibidirler. Peygamber efendimiz münafık olan kişileri sayarken”yalan söyleyenler, verdiği sözü tutmayanlar ve emanete hıyanet edenleri”münafık olarak tanımlar. Dil ile şahadet kelimesini veya kelime-i tevhidi söylediği hâlde, kalbi söylediğini tasdik etmeyen ve inanmayan kimseye münafık denir. İnsanların inkâr bakımından en tehlikelisi münafıklardır. Onlar yalancıdırlar, imanları sözlerindedir, kalplerinde değil. Dünyaya ait bir menfaatlerinden veya benzeri başka maksatlardan dolayı Müslüman gözükürler. Hiç bir Müslüman da yalancılık özelliği beklenmez. Çünkü Müslüman insan bilirki; yapacağı hatalardan dolayı Allah’a hesap verecektir. Peygamber efendimiz “Yalan söylemeyi ve yalan yere şahitlik yapmayı en büyük günahlardan" sayar.

Yalan söyleyen kişi ilk önce kendi kişiliğini tahrip eder. Bu kişilerin çevrelerinde saygınlığı kalmaz. Yalancılar, insanlar arasında kavgalara ve huzursuzluklara yol açarlar. Toplum ve kişiler arasında huzurun ve asayişin bozulmasına neden olurlar. Yani münafıklık ederek ortalığı karıştırırlar. Eğer yalan söz başkaları hakkında ise onların günahlarını da alırlar. Yalan söyleyen kişiler bir yalanı örtebilmek için peş peşine yalanları söylemeden hiç çekinmezler.

Yalan söyleyen kişilerde mutlaka bir kişilik bozukluğu vardır. Çünkü yalan söyleyenler hem kendisine hem de karşıdakilere saygı göstermezler. Yalan söyleyen kişilerde aşağılık kompleksi mutlaka vardır. Bu aşağılık kompleksini yalan ve dolanlarla örtmeye çalışırlar. Ama bir atasözümüzde”Yalancının mumu yatsıya kadar yanar”der. Yine “yalancının evi yanmış kimse inanmamış” Atasözümüzde yalan olayının sonuçlarını çok güzel bir şekilde ortaya koyar. Yalan söyleyen kişilerden her türlü kötülük beklenir, kesinlikle yalan söyleyen insanlardan uzak durmamız gerekmektedir. Yine “Yılandan korkmam yalandan korktuğum kadar” Atasözü de toplumumuzun yalana bakışının bir göstergesidir. Ama günümüzde insanlar yalan konusunda o kadar profesyonel oldular ki gerçekle yalanı birbirinden ayıramaz duruma geldik. Öyle ki bazı insanlar söyledikler yalanlara kendileri bile inanmaya başlamışlardır. Bazı insanların yalanla yaşamak bir hayat tarzı haline gelmiştir. Yalanı doğuran en önemli etkenlerden birsi aşağılık kompleksi diğeri de inançlardaki zayıflamalardır. Yalan söyleyen insanlar kendilerini kandırırlar ama çevrelerinde tahrip edip giderler.

Onun için çocuklarımızla iyi diyoloğlar kurup, ısrarcı bir şekilde sorular yöneltmeyerek çocukları yalana sürüklenmekten alıkoyabiliriz. Anne babalar kesinlikle çocuklarının yanında yalana başvurmamalı, onları yalana alıştırmamalıdır. üç konuda yalan söylenebilir: Kişinin rızasını sağlamak için eşine yalanı; harpte söylenecek yalan; İki Müslüman'ı barıştırmak niyetiyle söylenen yalan."dışında kesinlikle yalana hayatımızda yer vermemeliyiz.

Çocuklarımızı haramdan korur, onlara yalan söylenecek örneklerden sakınırsak, Çevre, toplum, aile ve çocuğun fıtratının da desteği ile çocuklarımızı yalandan uzaklaştırabiliriz. Yalan hastalığının ve benzeri hastalıkların tedavisi, nefsi terbiyede, onu kirleten küfür, cehalet, kötü duygular, yanlış inançlar, fena huylar gibi kötü şeylerden temizleyip, iman, ilim, irfan, iyiliksever duygular, güzel ilâhi ahlâk, takva özellikleriyle donatarak, ilâhi tecellilere açık hale getirmede yatar.

Kendimizle barışık, bu dünyada ve gelecek dünyada huzurlu yaşamak istiyorsak, insanları birbirine düşüren fitne ve münafık olmak istemiyorsak, toplum içinde belli bir yerimizin olmasını istiyorsak yalandan mutlaka uzak kalmalıyız. Gerçek bir inanır olmak insanlardaki yalan hastalığının sonu olacaktır sanıyorum.

 Facebook'ta Paylaş 
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Bu Yazarın Önceki Yazıları

Son Haberler

Ahmet BİLGİLİ
Bayramlı Referandum
Sadık KÜÇÜKERDEM
Kpss Kaosu…
İktibas Köşesi
Boykota katılmayanın özgürce oy kullanması mümkün olacak mı?
Ferit ÇAĞLAYAN
Ne hayır gördük ki 'HAYIR' diyelim? (Sesli)
Kübra KÜÇÜKERDEM
Yaz Ayı Kâbusu
Adnan DENİZ
Mutlu Olmanın Sırları
Abdurrahman YILMAZ
Ramazanla gelen zaman disiplini
Ali ATEŞ
Ulaşım Çilesi 2
Hüseyin ATAŞ
Kozanspor kapatılamaz!..
Ülkü ŞENGEL
Veliler! Karnenizi aldınız mı?
Berkan KURTARAN
Divan-ı Lugati’t Türk ve Kozan
Abdurrahman KÜTÜK
Kozan neden il olamadı?
Huzeyfe SAĞMEN
Aşure

SİNEMADA BU HAFTA

Gece ve Gündüz

KİTAP KÖŞESİ

Kozan Sevdası'ını 9. sayısı çıktı

Yazarlarımızın yazdığı yazılardan, yazılara yapılan yorumlardan site yönetimi sorumlu değildir!
Kod Destek: MyDesign |  Site İletişim: kozan@kozandiyari.com | RSS Kaynağı | Yazar Girişi

Copyright © 2002-2009 KOZAN DİYARI
KOZAN İÇİN KOZDES